27 Mayıs 2009 Çarşamba

aşkı kaybettim bulamıyorum

-biliyorum yazdığım yazılar,özellikle aşkla ilgili olanlar bir biriyle çelişiyor ama manik-depresif birinden de daha fazlası beklenemez herhalde:D-her şey iki yıl önce oldu ama tam olarak anlatabilmem için daha öncesine gitmeliyim.yani iki yıl daha geri almam gerek zamanı.

O zamanlar bolu fen lisesindeydim.-yerine göre övünerek bazen de utanarak söylerdim bunu ama şimdi kafam karıştı.burası gerçekten farklı bir ortam-henüz ikinci sınıfa yeni başlamıştık ve yaptığımız ilk etütde onunla-e.zişan u.- karşılaşmıştım.-ne karşılaşmaydı ama sırf bundan bile ayrı bir blog konusu çıkar o yüzden bunu sonraya saklicam-ama söylediği bir şeyi de atliyamicam,bir yıl boyunca aynı okulda olmamıza rağmen beni hiç görmediğini söylemişti daha da garibiyse bende onu görmemiştim-ama ismini çok duymuştum-hani saçını yana yatıran,gözlüğü,köpeği ve hayalleri olan bir yeni yetmenin lisedeki en popüler kıza olan aşkını anlatan amerikan filmleri vardır ya benimki de aynen öyleydi.yalnızca,tanışma faslına kadar o amerikan bebesinin çektiklerini ben çekmedim.bu yüzden sanırım ki-yani o y.y’ye göre benim çok daha hızlı yol almamdan-onun değerini pek bilemedim.

Öyle saçma nedenlerle o kadar çok tartışıyorduk ki konuşmalarımızın çoğu ya küsmek için bir sebep yada barışmak için bir neden oluyordu.-öyle ya tekrar küsmek için önce barışmamız gerekiyordu-sonunda beklenen oldu ve su an nedenini hatırlayamadığım bir tartışma yüzünden o son dargınlığımızı yaşamaya başladık.zannedersem ikinci dönemin sonlarına doğru küsmüştük ve yazda böyle geçmişti barışmamız ise üçüncü sınıfta,sömestr tatiline girmeden önce olmuştu.

O gün için çok şanslıydım ama tabi ki güne başlarken bundan haberim yoktu.son zamanlarda,kahvaltıda onunla konuşma fırsatı bulabilmek için erkenden yemekhaneye inerdim.dedim ya şanslı günüm,fazla beklememe gerek kalmadı onu.-işimi kolaylaştıran şeyse kahvaltıya tek gelmiş olmasaydı-topladım cesaretimi kalktım gidiyorum yanına yalnız çay içtiğim kupayı da almışım yanıma.-ne kadar cesur olursan ol o kızın yanında öyle eli kolu boş durmak kasar adamı-neyse vardım masasına,karşısındaki sandalyeyi gösterip “oturabilir miyim”dedim oda kafasıyla onayladı-hani ağzı doluya-oturdum başladım konuşmaya-böyle anlattığıma bakmayın ama oturmuş özür diliyorum kızdan-allah’tan işi yokuşa süren bi kız değilde fazla dil dökmeden barıştık.

Ya hep böyle küsmek-barışmak eylemlerini kullanarak anlatıyorum çünkü biz hiç sevgili düzeyine gelmedik.bu da tamamen benim suçummuş,sonradan öğrendim.aslında kızda beni seviyormuş ama sonradan durum değişmiş.bak şimdi anladım şu kale direği olma meselesi-bkz:kendime serzeniş-bende çok daha önceden varmış.lanet olsun bu yüzden bi parçayı kaçırdım ikincisini de kaçırmak üzereyim.-ya ikinizden de özür dilerim, ne kadar iğrenç bir şey olsa da böyle kulağa hoş geliyor-

Bu yazıyı buraya kadar okuyup da “eee hani aşkı bulamıyordun?”deyip şu kaçırmak üzere olduğum şeyi soranlardan özür dilerim.-yazıyı yazarken bir değişiklik oldu ve başlığı da çok daha önceden koyduğum için değiştirmek istemedim-“ya bu ne diyo” diyenlere gelince;yazı bitti adamım buraya kadarmış hadi güle güle.

1 yorum:

HAKKICAN dedi ki...

adam ben senin yetenekli ve ilginç biri oldğunu hep biliyordum gerçekten sıcak ve güzel bir yazı olmuş hep böyle çizgini bozmadan devam et. bu anını bizimle paylaştığın için teşekkürler yazılarının devamını bekliyoruz.